Pazarlama Yalan mıdır? Hikaye ve Algı Arasındaki Çizgi
2:25
pazarlama yalan mıdırhikaye anlatımıalgı yönetimimarka iletişimitüketici psikolojisistorytellinggerçeklikmarka anlamıpazarlama etiği
“Pazarlama biraz da yalan değil midir?” sorusu sert ama önemli. Pazarlama bütünüyle gerçek de değildir; çünkü gerçek tek başına tüketicide anlam üretmez. Bu video, yalan ile hikâye anlatımı arasındaki ince çizgiyi ve markaların algıyı nasıl çerçevelediğini anlatıyor.
Sık Sorulan Sorular
Pazarlama ile dolandırıcılık arasındaki çizgi ne?
+
Ürün vaat ettiği işlevi yerine getiriyorsa hikâye kurmak pazarlamadır; işlev yoksa, örneğin bakteri öldürmeyen renkli su, yalan ve dolandırıcılıktır.
Listerine halitosis'i uydurdu mu?
+
Hayır; kelime 1874'te bir tıp kitabında geçiyordu. Marka onu icat etmedi, sosyal bir korku olarak yeniden markaladı ve çözümünü sattı.
İnsanlar neden hikâye satın alıyor?
+
İnsanı diğer türlerden ayıran şey kurgusal gerçekliklere inanabilmesi: para, etik, sınırlar gibi. Tüketici ürünle birlikte ben temizim, kabul edilebilirim hikâyesini satın alır.
Pazarlamacılar yalancı mıdır. Bir önceki videomun altına şöyle bir yorum geldi. Pazarlama denilen şey aslında biraz da yalan değil midir? Cevap veriyorum. Hayır yalan değildir. Ama bütünüyle gerçek de değildir. Yalan olmayan bir şeye var demektir. Bu suyu içersen uçarsın dersen bu yalandır. Dolandırıcılıktır. Bu su sana iyi hissettirir demekse pazarlamadır. Ki evet pazarlama bir yalandır. Ama bu bir fipstir. Yani masum bir hikayedir. Yani dolandırıcılık değildir. Bu farkı anlamak için risklerine bakalım. Bu sıvı bin sekiz yüz yetmiş icat edildiğinde aslında bir gargara değildi. Ameliyatlarda kullanılan güçlü bir antiseptikti. Hatta yer temizliğinde bile kullanılıyordu. Tadı da kötüydü. Bin dokuz yüz yirmilerde listenin bu sıvıyı satmak istiyordu ve ortaya ciddi bir hastalık çıkardılar. Halitosis. Halitosis kelimesi aslında bin sekiz yüz yetmiş dörtte bir tıp kitabında geçiyordu. Listenin hastalığı icat etmedi. Onu tozlu raflardan indirip sosyal bir felaket olarak yeniden markaladı. Çünkü harita sistemek sadece ağız kokusu demekten çok daha etkileyiciydi ve reklamlar başladı. Sık sık dediğimi oluyor. Ama asla gelin olamıyor. Evresindeki çoğu kız evlendi ama Elenur hariç. Zavallı kız. Neden terk edildiğine dair en ufak bir fikri yok ve en yakın arkadaşı bile ona bunu söylemiyor. Kalitesiz seni sevinmeyen, dışlanan biri yapar vesaire. Dislerin burada size temiz bir ağız mı satıyor şimdi? Hayır. Arkamdan ne konuşurlar? Yalnız kalırım paranoyasını satıyor. Şimdi soru şu. Bu bir yani dolandırıcılık mıydı? Hayır. Çünkü ürün gerçekten bakterileri öldürüyor muydu? Evet. Var edilen temizliği sağlıyor muydu? Evet. Eğer şişeye bakteri öldürür. Yazıp içine saf. Sadece renkli bir su koysalardı. Bu surat olurdu işte. Ama Olmayan bir sosyal korkuyu yani üretip ona çözüm sunmak bir şunu diyor. İnsanı diğer türlerden ayıran şey kurgusal gerçekliklere inanabilme yeteneğidir. Para, etik, insan hakları ya da sınırlar. Bunlar doğada fiziksel olarak bulunmaz. Biz inandığımız için varlardı. İşte pazarlama, bu inancı yeniden tasarlar. Senin ihtiyacına çözüm sunar, yetmez, olmayan ihtiyaçlar yaratır. Günümüzde bu iş birazcık buraya döndü aslında. Kimse gerçekte Air Frey'e, robot süpürgeye, tam otomatik kahve makinelerine, evlerinde bu denli ihtiyaç duymuyordu. Ne Değişti. Eee bu ürünler yoktu. Şimdi üretiliyorlar. Yani varlar ve satılması gerekiyor. İnsanlar da listelerinin tadı güzel olduğu, çok ihtiyaçları olduğu için almadılar. O şişeyi her kullandıklarında kendilerine anlattıkları ben temizim. Ben sosyal olarak kabul edilebilir biriyim hikayesini satın aldılar. Yani pazarlamacı yalan söylemedi. Tüketicinin duymak istediği hikayeyi gerçeğe dönüştürün. Pazarlamacılar yalancı mıdır. Pardon. Hikayende hatırlar.