Alfa Kuşağı, Goffman ve Dijital Sahne

Erving Goffman hayatı bir tiyatro sahnesi gibi anlatıyordu: roller, seyirciler ve performanslar. Ama sahnenin kendisi dijitalleşince oyun değişti. Alfa kuşağı sahneye sonradan çıkmadı; sahnenin içinde doğdu. Pazarlama artık tek yönlü anlatı değil, birlikte oynanan bir performans.

2:13
Alfa KuşağıErving Goffmandramaturjidijital sahnekatılımcı pazarlamaTikTok pazarlamasısosyal medyadijital yerlilermarka iletişimi
Transkript
Paylaştığın içerik doğal bir tartışma yaratıyorsa o içerik tutar. Bunun olması için de somut herkesin bildiği bir iki örneği ele alarak konuya girmem çoğu zaman yeterli. Bugün öyle yapmayacağım. Akademik olarak bazı şeylerin sarsıldığını ve değiştiğini düşünüyorum. Onu anlatacağım. Bir sosyolog olan insanların toplumsal hayatta birer aktör gibi davrandığını söyler. Her birimiz bir sahnede, bir rolde, bir performansın içindeyizdir. Eş olarak, çocuk olarak, baba olarak, patron olarak, işçi olarak, adı her neyse. Hayat dev bir tiyatro sahnesidir yani. Ona göre. Başkalarının gördüğü sahnenin önü ve bir de maskemizi çıkardığınız sahnenin arkası vardır. Fakat Goffman bunları söylerken bahsettiği sahne toplumsal normlarla şekilleniyordu. Yani sahne belliydi, roller belliydi, seyirci belliydi, roller ve seyirciler değişebiliyordu. Ama sahnenin kendisi değişmiyordu. Peki sahnenin bizzat kendisi değişirse ne olur? Sorumuz bu. Bugün o sahne artık dijital. Ben oturduğum yerden binlerce kişiye ulaşıyorum. Normalleştirdik bunu ama arkadaşlar ben kimim Allah aşkına ya? Yani nasıl ulaşabiliyorum bu kadar kişiye? Bu gelişim insanlık tarihinin hangi döneminde yaşandı? Alıştığımız için şaşırmıyoruz belki ama bence hayret etmemiz gereken bir şey aslında bu. Bu değişen yeni sahnenin benim ve benden büyüklerin dahil olmadığı bir yerlileri var. Alfa kuşağı. Onlar dijital çağın ilk tam yerli kuşağı. Yani şu anki teknoloji onlar hayattayken gelişmedi. Onlar onunla doğdular. Tüm bu gelişmiş araçlar, onların dünyaya gözlerini açtıkları anda zaten oradaydı. O bizim sonradan adapte olduğumuz dijital sistem onların doğal habitatı. Bu fark önemsiz gibi görünse de sahnedeki konumlarını kökten değiştiriyor aslında. Önceki kuşaklar için dijital dünya bir sahneye çıkma deneyimiydi. Ama Alfa kuşağı Zaten sahnenin içinde doğdum. Bu yüzden de bu kuşak izleyici olmayı değil, katılımcı olmayı tercih ediyor çoğu zaman. Onlar için kendini ifade etmek bir varoluş biçimi. Bu dönüşüm Goffman'ın tiyatrosunda önemli bir kırılma yaratıyor bence. Çünkü Goffman'nın aktörleri hala bir seyircinin bakışıyla var olurdu. Ama alfa kuşağı kendi seyircisini de kendisi yaratıyor. Eskiden pazarlama daha çok tek yönlü bir performanstı. Bir marka sahneye çıkar, hikayesini anlatır, seyirci de dinlerdi. Bugün ise pazarlama ortak bir performansa dönüştü. Markalar artık mesajını ürettiği değeri, çözdüğü sorunu anlatan bir anlatıcı Değil, hikayeyi birlikte ezan, oyun arkadaşları olmak zorunda. Bu yüzden de markalar klasik reklamlar yerine karşılıklı etkileşim kurabilecekleri içeriklere yönelmek zorunda. Ki günümüzde TikTok'ta, Instagram'da yapılan pazarlama kampanyaları da tam olarak bunu yansıtıyor.

Diğer videolar

Hepsini gör
Snickers’ın Açken sen sen değilsin sloganı, uygulama niyeti ve motivasyon videoları üzerinden davranış tetikleyicilerini anlatan video.Snickers2:23

Motivasyon Yetmez: İnsanları Harekete Geçiren Şey Tetikleyicidir

Snickers’ın “Açken sen sen değilsin” sloganıyla motivasyon videolarının ilişkisi şu: İnsanlar genel gaz cümleleriyle değil, net tetikleyicilerle harekete geçer. Egzersiz araştırmasındaki uygulama niyeti gibi, Snickers da ürünü “huysuzluk anı”na kodlayarak evrensel bir davranış tetikleyicisi kuruyor.

Açken sen sen değilsin
Decathlon botlarında “su geçirir” ifadesi üzerinden şeffaflık, beklenti yönetimi ve güven pazarlamasını anlatan video.Decathlon1:41

Bir Marka Ürününe Neden “Su Geçirir” Yazar?

Decathlon’da botların üzerinde “su geçirir” yazması ilk bakışta anti pazarlama gibi duruyor. Ama bu aslında beklenti yönetimi ve güven stratejisi olabilir. Her ürünü mükemmel göstermeye çalışmak yerine, sınırını açıkça söylemek bazen markayı daha inandırıcı yapar.

su geçirir
Uzman körlüğü, çocukların dünyayı algılaması ve içerik üretiminde basit anlatımın önemini anlatan video.basitlik1:18

Basit Anlatmak Neden Bu Kadar Zor?

Bir konuda uzmanlaştığımızda, onu bilmemenin nasıl bir his olduğunu unuturuz. Basitlik değersizlik değil; gereksiz her şeyi çıkarabilme becerisidir. Bu video, uzman körlüğü, içerik üretimi ve sade anlatımın neden en zor işlerden biri olduğunu anlatıyor.

sade anlatım
Pazarlama yalan mıdır sorusu üzerinden hikaye anlatımı, gerçeklik ve algı çerçevesini anlatan video.pazarlama yalan mıdır2:24

Pazarlama Yalan Söylemek Değil, Anlam Çerçevesi Kurmaktır

“Pazarlama biraz da yalan değil midir?” sorusu sert ama önemli. Pazarlama bütünüyle gerçek de değildir; çünkü gerçek tek başına tüketicide anlam üretmez. Bu video, yalan ile hikâye anlatımı arasındaki ince çizgiyi ve markaların algıyı nasıl çerçevelediğini anlatıyor.

📖 Makale varhikaye anlatımı
WhatsApp boykotu, Telegram ve BiP göçü üzerinden ağ etkisi ve yol bağımlılığını anlatan video.ağ etkisi1:48

WhatsApp Boykotu Neden Başarısız Oldu?

WhatsApp boykotu, Telegram ve BiP'e geçiş denemeleri üzerinden ağ etkisini ve yol bağımlılığını anlatan video. Türkiye'nin WhatsApp'ı, ABD'nin iMessage'ı tercih etmesinin nedeni alışkanlıkların gücü: F klavye, metrik sistem ve soldan trafik örnekleriyle.

yol bağımlılığı
Leonardo DiCaprio, The Wolf of Wall Street ve 1MDB skandalı üzerinden sanat piyasası ile kara para aklama ilişkisini anlatan video.1MDB1:36

Sanat Kara Para Aklamak İçin Mükemmel Bir Araç mı?

Leonardo DiCaprio, The Wolf of Wall Street, Red Granite Pictures ve 1MDB skandalı… Bu hikâyede mesele sadece Hollywood değil; sanat eserlerinin fiyatının flu olması ve paranın “koleksiyon” etiketiyle nasıl meşrulaştırılabildiği. DiCaprio örneği bir yem; asıl konu sanat piyasasının finansal gri alanı.

Leonardo DiCaprio