Trafikte, işte ve sosyal medyada patlayan öfkenin arkasındaki yatay şiddet mekanizmasını anlatan video. Müdürüne kızıp evde bağıran çalışan ve Twitter'da tanımadığına küfreden kullanıcı örnekleriyle öfkenin neden asıl kaynağa değil en yakındakine yöneldiğini gösteriyor. Yale, Cornell, UC Berkeley ve PNAS araştırmalarına dayanıyor.
Sık Sorulan Sorular
Yatay şiddet nedir?
+
Baskı ve stres altındaki kişinin, öfkesini bu baskının asıl kaynağına yani sisteme, otoriteye veya üstüne yöneltemeyince kendi seviyesindeki insanlara yansıtmasıdır. Haset, kötü yorum, duygusal desteği esirgeme ve fiziksel şiddet gibi biçimlerde görülür.
Sosyal medya öfkeyi neden artırıyor?
+
Çünkü öfkenin sergileneceği arenayı kuruyor ve algoritmalar öfke içeren içeriği orantısız öne çıkarıyor. Yale'in 12,7 milyon tweet üzerindeki araştırması, platformun ahlaki öfke içeren paylaşımları beğeni ve retweet ile ödüllendirerek kullanıcıları zamanla daha agresif olmaya ittiğini gösteriyor. Cornell ve UC Berkeley'nin 2023 algoritmik denetimi de X'in Sizin İçin akışının düşmanlığı kronolojik akışa göre daha fazla öne çıkardığını buluyor; PNAS'ta yayımlanan çalışmalara göre eklenen her ahlaki veya politik öfke kelimesi gönderinin viral olma hızını yüzde 17 ila 20 artırıyor.
Yatay şiddetten nasıl korunuruz?
+
İlk adım öfkenin asıl kaynağını fark etmek: hedefimiz en yakındaki öteki mi, yoksa gerçek baskı kaynağı mı? Tükettiğimiz ve çocuklarımıza tükettirdiğimiz içeriğe dikkat etmek de tetikleyiciyi azaltır.
TranskriptAçKapat
Yanlış tarafa öfkeleniyoruz. Trafikte, sosyal medyada, hastanede, işte var olan şiddet ve öfkenin arkasında sosyolojik bir mekanizma var; şimdi buna bakacağız. Buna yatay şiddet deniyor. Bu kavram, baskı ve stres altındaki kişilerin, bu baskının asıl kaynağına, sisteme, ekonomiye, üstündekine gücü yetmediğinde öfkesini kendi seviyesindeki insanlara yöneltmesini anlatır.
İş yerinde müdürüne kızıp eve gelince aslan kesilip eşine, çocuğuna bağıranın kafası neyse; gayesi olmayan ya da birçok şeyden bunalıp sosyal medyada tanımadığı insanlara küfür eden, zorbalık yapanın kafası da çok farklı çalışmıyor. Baskı yukarıdan aşağıya iniyor ama öfke aşağıdan aşağıya yayılıyor.
Bunu akrabalarınızda, yakınlarınızda da şöyle görebilirsiniz mesela: bu insanlar, "benim hayatım geriye gidiyor ama o nasıl ilerliyor" hissine kapılıp öfkesini en başta kendisine, içinde bulunduğu duruma ya da otorite olana değil de en yakındaki ötekine, akrabasına, bazen göçmene, bazen arkadaşına, bazen eşine yansıtmaya başlıyor. Bu da haset etme, kötü yorumda bulunma, duygusal desteği esirgeme ve bir sonraki aşamada fiziksel şiddet gibi farklı biçimlerde karşımıza çıkıyor.
Sosyal medya ise bu öfkenin, hasetliğin, şiddetin sergileneceği arenayı inşa edip toplumsal tetikleyici rolüne bürünüyor. Özellikle Twitter'a girdiğinizde bunu daha çok hissediyor olabilirsiniz; haksız da değilsiniz. Bununla ilgili birçok araştırma var, açıklamaya ekledim. Algoritmanın öfke ve düşmanlık içeren tweetleri orantısız şekilde daha fazla öne çıkardığı bir gerçek. Bu yüzden kendimizin ve çocuklarımızın tükettiği içeriklere dikkat etmemiz gerekiyor.
Konuşuyorum böyle tabii ama bazı insanlar her şeyden bağımsız saf kötüler; ona da yapacak bir şeyimiz yok. Herkes kalbinin ekmeğini yer.