10.000 Adım Kuralı Nereden Çıktı?

1:09
10.000 adımManpo-keipedometresağlık pazarlamasıdavranış bilimiyürüyüşalışkanlıksayıların ikna gücüwellnesstüketici psikolojisi

Günde 10.000 adım hedefi, düşündüğünüz kadar bilimsel bir eşik olmayabilir. Bu kuralın popülerleşmesinde Japonya’daki Manpo-kei adıyla pazarlanan pedometrelerin büyük rolü vardı. Sağlık alışkanlıkları bile bazen güçlü bir isim ve yuvarlak bir sayı etrafında büyür.

Soru

Günde 10.000 adım kuralı nereden çıktı?

Kısa cevap

Günde 10.000 adım hedefi bilimsel bir araştırmadan değil, bir pazarlama kampanyasından çıktı. 1964 Tokyo Olimpiyatları yaklaşırken Japonya'da sağlıklı yaşam kültürü teşvik ediliyordu; bir saat üreticisi 1965 civarında ilk ticari adımsayarlardan birini piyasaya sürdü ve adını Manpo-kei, yani kelimenin tam anlamıyla on bin adım sayacı, koydu. 10.000'i seçtiren şey deney değil, yuvarlak sayının gücü ve Japonca karakterin yürüyen insana benzeyen görselliğiydi. Slogan dünyayı sardı; akıllı saatlerin varsayılan hedefi oldu.

Sık Sorulan Sorular

Manpo-kei nedir?

1960'larda Japonya'da satışa çıkan, on bin adım sayacı adıyla pazarlanan ilk ticari adımsayarlardan biri; 10.000 adım kültünün başlangıcı.

10.000 adım atmak yanlış mı?

Hayır; yürümek elbette sağlıklı. Yanlış olan bu spesifik eşiğin bilimsel bir sınır sanılması; sayı, pazarlamanın mirası.

Bu hikâyeden pazarlama dersi ne?

Güçlü bir isim, yuvarlak bir sayı ve akılda kalan bir görsel, davranış alışkanlıklarını on yıllar boyunca şekillendirebilir; sağlık alışkanlıkları bile.
TranskriptAç
Günde on bin adım atma hedefinin sağlığınızla değil pazarlamayla ilgili olduğunu biliyor muydunuz? Şimdi Serkan Yenisel'i karşıma almak istemiyorum. On bin atmanın sağlıksız olduğunu falan söylemiyorum. Bu kuralın bilimsel bir araştırmadan değil bir pazarlama kampanyasının ortaya çıktığını söylemek istiyorum. Bin dokuz yüz altmışların başında Japonya, İkinci Dünya Savaşı sonrası ekonomik toparlanma sürecindeydi. Altmış dörtte Tokyo Olimpiyatları yaklaşırken ülke genelinde sağlıklı yaşam ve egzersiz kültürü teşvik ediliyordu. Bu dönemde Japonya'da obezite oranları düşük de olsa şehirleşme hızlanıyor. İnsanlar daha az hareket ediyordu. Böyle bir ortamda tokai Keyki adlı saat üreticisi o dönemin popülerleşen sağlık trendini yakalamak istedi. Şirket bin dokuz yüz altmış beş civarında ilk ticari pedametrelerinden birini piyasaya sürdü ve adını Manto Key koydu. Manto yani kelimenin tam anlamıyla on bin adım sayacı demekti. Bu isimle birlikte sloganla şu mesaj verildi. Günde on bin adıma. Japonca'daki şu aşağıdaki karakter itibariyle kollarını sallayarak yürüyen bir insan figürünü andırıyor. Bu da pazarlama için yaratıcı ve görsel bir fırsat sunmuş. Yıllar içinde bu slogan dünyayı sardı. Akıllı telefonlarda saatlerde varsayılan bir hedef haline geldi.

Diğer videolar

Hepsini gör
Sigara paketlerindeki uyarı görselleri, Buyology ve nöropazarlama deneyleri üzerinden ters etki ihtimalini anlatan video.0:52
sigara paketleri

Sigara Paketlerindeki Korku Görselleri Ters Tepiyor mu?

Sigara paketlerindeki rahatsız edici görsellerin amacı tiksindirmek. Ama Martin Lindstrom’ın Buyology’de aktardığı deney, bazı tiryakilerde bu uyarıların arzu ve aşerme bölgelerini tetikleyebileceğini söylüyor. Mesele ne gösterdiğiniz değil, beynin onu neyle eşleştirdiği.

Hukuktaki hayatın olağan akışı kavramı ile tüketici davranışındaki irrasyonel kararları karşılaştıran video.1:05
hayatın olağan akışı

Hayatın Olağan Akışı Pazarlamada Neden Çalışmaz?

Hukuk sistemi insan davranışını “hayatın olağan akışı” içinde rasyonel kabul eder. Ama tüketim, pazarlama ve karar verme tarafında insan çoğu zaman bu akışa uymaz. Bu video, hukuktaki varsayımla tüketici psikolojisinin irrasyonel gerçekliği arasındaki farkı anlatıyor.

Taze başlangıç etkisi, yeni yıl kararları, spor salonu üyelikleri ve Quitter’s Day üzerinden motivasyonu anlatan video.1:20
taze başlangıç etkisi

Yeni Yıl Kararları Neden Çabuk Bozulur?

Diyetler neden pazartesi başlar, sigara neden paketin ortasında değil bitince bırakılır? Çünkü insan zihni bir milat ister. Taze başlangıç etkisi bize umut satar; spor salonları, ajandalar ve yeni yıl hedefleri de bu umudun etrafında büyür. Ama asıl mesele motivasyonu sürdürebilmek.

1978 fotokopi deneyi üzerinden çünkü kelimesinin ikna psikolojisindeki etkisini anlatan video.1:16
çünkü etkisi

“Çünkü” Kelimesi İnsanları Nasıl İkna Eder?

1978 fotokopi deneyi, bazen mantıklı bir gerekçeden çok “çünkü” kelimesinin kendisinin ikna edici olabildiğini gösteriyor. Elbette bu etki sınırsız değil; talep büyüdüğünde beyin sorgulamaya başlıyor. Satış, iletişim ve içerik dilinde gerekçe sunmanın gücü burada başlıyor.

Jennifer Lawrence’ın Oscar’da düşmesi ve pratfall effect üzerinden kusurlu olmanın insanları neden daha sevilebilir kıldığını anlatan video.1:22
Pratfall effect

Mükemmellik Neden Sıkıcıdır?

Jennifer Lawrence’ın Oscar sahnesinde düşmesi onu zayıflatmadı; daha sevilebilir kıldı. Pratfall effect, kusursuz görünen insanların küçük hatalarla daha insani algılanabileceğini anlatır. İnsan beyni mükemmellikle değil, bağ kurulabilirlikle ilişki kurar.

Aynı markanın Türkiye'de neden daha pahalı ve bazen daha düşük kaliteyle satıldığını anlatan video.1:52
ülkeye göre fiyatlandırma

Aynı Marka Türkiye'de Neden Daha Pahalı Satıyor?

Columbia montunun ABD'de 230 dolar, Türkiye'de 29.999 TL olmasını ülkeye göre fiyatlandırma üzerinden anlatan video. Vergi, kur riski, statü algısı ve tüketicinin ses çıkarma gücü gibi katmanlarla aynı ürünün neden farklı fiyat ve kalitede satıldığını gösteriyor.

Nostalji pazarlamasının markalar tarafından nasıl kullanıldığını doğallık ve samimiyet vurguları üzerinden anlatan video.2:12
nostalji pazarlaması

Nostalji Pazarlaması Bize Aslında Ne Satıyor?

Anne eli değmiş gibi, doğallık ve samimiyet vurgularının neden bu kadar işe yaradığını nostalji üzerinden anlatan video. Sarah Banet-Weiser ve Weber'in demir kafes kavramıyla, markaların geçmişi değil kaybolan sahiciliği sattığını gösteriyor.

Ölü İnternet Teorisi, yapay zeka içerikleri ve Baudrillard’ın hipergerçeklik kavramını anlatan video.1:42
Ölü İnternet Teorisi

Ölü İnternet Teorisi Bizi Hipergerçekliğe mi Taşıyor?

Ölü İnternet Teorisi, internette gördüğümüz içeriklerin giderek makineler ve botlar tarafından üretildiğini söylüyor. Baudrillard’ın hipergerçeklik kavramıyla birleşince soru büyüyor: Gerçeğin simülasyonu, gerçeğin yerini aldığında ortak hakikat zemini nasıl korunacak?