ince belli bardakçaypazarlama placeboRiedelşarap kadehiritüeltüketici algısıtat algısımarka hikayesinöropazarlama
Çayın tadı sadece demden gelmez; ritüelden, bardaktan ve hikâyeden de gelir. Riedel kadehleri örneğinde olduğu gibi, beynimiz inandığı hikâyeyle fiziksel hazzı artırabilir. İnce belli bardak meselesi de bir pazarlama plasebosu olarak okunabilir.
Soru
İnce belli bardak çayın tadını gerçekten değiştirir mi?
Kısa cevap
Kör tadım testlerine göre hayır, ama beynine göre evet. Cam ustası Georg Riedel her şarabın mesajı kadehin şekliyle iletilir iddiasıyla servet değerinde kadehler sattı; gurmeler farkı övdü, fakat gözler kapanınca kimse bir dolarlık bardaktan ayırt edemedi. Riedel yalancı değildi; buna pazarlama plasebosu deniyor: beyin hikâyeye inanırsa alınan fiziksel haz gerçekten artıyor. İnce belli bardaktan vazgeçememizin nedeni de bu: tadı bardak değil, kültür, alışkanlık ve ritüel belirliyor.
Sık Sorulan Sorular
Pazarlama plasebosu nedir?
+
Ürünün hikâyesine duyulan inancın, deneyimin kendisini fiilen iyileştirmesi; beynin haz merkezi, inanılan hikâyeyle daha fazla aktive oluyor.
Kör tadım testleri ne gösterdi?
+
İnsanların pahalı özel kadehle ucuz bardak arasındaki tat farkını ayırt edemediğini, hatta bazen ucuzu daha çok beğendiğini.
O zaman ritüeller anlamsız mı?
+
Tam tersi; ritüel, hazzın gerçek kaynağının parçası. Ürünle birlikte hikâyesini ve ritüelini tüketiyoruz; bu his sahte değil, kaynağı sadece bardağın camı değil.
TranskriptAçKapat
Gerçek gurbeler bilir ki çay aslında ince belli bardakta içilmez. Çayın aromasını bozduğu ve ısı dengesini dağıttığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Dersem inanmayın sizi bilerek kışkırttım. Ama size bunu neden yaptığımı ve neden o bardak olmazsa tadı yok dediğinizi de bir pazarlama plaseposuyla anlatacağım. Georg Riedel isimli bir cam ustası. Yıllar önce çıkıp benzer bir iddia ortaya atıyor. Diyor ki her şarabın bir mesajı vardır ve bu mesajı iletmek kadehin şekliyle ilişkilidir diyor. Yani diyor ki benim özel bardağımla içmezseniz o tattan kalırsınız. Ve işin garibi dünyanın en büyük gurmeleri bile buna inanıp kadehleri tat üzerinde inanılmaz bir fark yaratıyor demeye başlıyor. Sonra bilim insanları devreye giriyor ve gözler kapalı. Kör tadım testleri yapıyorlar. Sonuç insanlar bir dolarlık bardakla, servet değerindeki o özel bardak arasındaki tat farkını ayırt edemiyorlar. Hatta bazen ucuz bardağı daha çok beğeniyorlar. Peki Riedel Yalancı mıydı? Hayır. Buna pazarlama deniyor. Marka bize bir hikaye anlattığında, beynimiz eğer o hikayeye inanırsa, aldığı Fiziksel haz da artıyor. Testlerinde de bardağı görerek içenler gerçekten daha iyi tat aldıkları konusunda yeminler ediyorlar. İşte biz de bu yüzden ince belli bardaktan vazgeçmeyiz. Çünkü çayın tadını bardak değil, o bardağın bize hissettirdiği kültür, alışkanlık ve tüeller belirliyor. Uzatmamak için kısa kesiyorum. Bu durumun bilimsel bir araştırması da var. Beynin haz merkezi gerçekten daha fazla aktif oluyor. Açıklamayı ekledim. Özetle biz ürünle birlikte ürünün hikayesini de tüketiyoruz. Ritüellerini de tüketiyoruz. Peki bu Hikayeleri ve istekleri bize kim aşılıyor? O da serinin ikinci videosu bir konusu. Teşekkürler.