istanbul sel felaketiayazağa selkıl payı etkisiafet tedbiridavranış bilimi
14 Ekim 2026 İstanbul sel felaketi üzerinden kıl payı kurtulmanın tedbiri nasıl unutturduğunu anlatan video. Kasırga ve trafik araştırmalarından, kumardaki az kalsın hissinden, 2009 Ayamama selinden ve depremden örneklerle hem vatandaşın hem yönetenlerin alabileceği tedbirleri ele alıyor.
Soru
İstanbul sel felaketinden kıl payı kurtulmak neden tedbiri unutturur?
Kısa cevap
14 Ekim'deki İstanbul sel felaketinde Ayazağa'da dere taştı, 2009'da Ayamama Deresi taştığında konuşulanlar yeniden gündeme geldi. Kıl payı atlatılan bir olayı beynimiz kayıp gibi değil, yarım kalmış bir kazanç gibi işliyor ve bu his tedbir alma isteğini azaltıyor. 2011'de yapılan bir çalışmada kıl payı atlatılmış kasırga hikâyelerini dinleyenler sel sigortası yaptırmaya ve evini boşaltmaya daha az yanaştı. Video bu yüzden çerçeveyi tek cümlede kuruyor: tedbir bizden, takdir Allah'tan.
Sık Sorulan Sorular
DASK sel hasarını karşılar mı?
+
Hayır. DASK zorunlu deprem sigortasıdır ve sel zararını karşılamaz. Sel için konut sigortasında ya da kaskoda ayrı bir sel teminatı gerekir ve bu teminat her poliçede bulunmayabilir.
Sel felaketine karşı alınabilecek önlemler nelerdir?
+
Aracı dere kenarına ve alçak noktalara bırakmamak, yağış uyarısı geldiğinde zorunlu değilse yola çıkmamak, konut ve kasko poliçesinde sel teminatı olup olmadığına bakmak bireysel tedbirlerin başında geliyor.
2009 Ayamama sel felaketinde ne olmuştu?
+
Eylül 2009'da Ayamama Deresi taştı ve onlarca insan hayatını kaybetti. Dere yatağındaki yapıların yıkılacağı söylendi. 17 yıl sonra, 14 Ekim 2026'da Ayazağa'da dere yine taştı.
Kıl payı etkisi nedir?
+
Kıl payı atlatılan bir tehlikenin, riskin küçük olduğu izlenimini bırakmasıdır. Araştırmalar bu izlenimin sigorta yaptırmak, tahliye etmek ve dikkatli araç kullanmak gibi tedbirleri azalttığını gösteriyor.
TranskriptAçKapat
2016'da İstiklal Caddesi'nde bomba patlamadan 20 dakika kadar önce patlamanın olduğu yerden geçmiştim. O yıllarda üniversite öğrencisiydim ve patlama haberleri peş peşe geldiğinde kalabalığa girmemek gerekiyordu. Haberi duyduğumda ilk cümlem şu oldu: Çok şükür Allah'ım, ben de orada olabilirdim. Ve bugün de aynı şekilde hâlâ şükrediyorum. Ama bu cümlenin bir de öbür yarısı var. Tek cümleyle: tedbir bizden, takdir Allah'tan.
Elbette alçakça yapılan bir saldırıda elimizdeki tedbir çok az. Ama bu hafta yaşadığımız selde yapabileceğimiz bazı şeyler vardı. Sorun şu ki kıl payı kurtulduğumuz olaylarda tedbir tarafını unutmaya insan olarak çok yatkınız. Ölüme ramak kala olaylar bile yaşasak "çok şükür, ucuz atlattık" deyip geçebiliyoruz.
Bunu ölçen araştırmalar da var bu arada. 2011'de yapılan bir çalışmada insanlara kıl payı atlatılmış bazı kasırga hikâyeleri anlatılıyor. Bu hikâyeleri dinleyen kişiler sel sigortası yaptırmaya da, bir sonraki fırtınada evini boşaltmaya da daha az yanaşıyor. Norveç'te trafikle ilgili yapılan başka bir çalışmada da kıl payı atlatılan kazalar tekrarlandıkça sürücülerin daha dikkatsiz, hatta daha arsızca kullandığı görülüyor.
Aynısını başka bir yerden de tanıyoruz, değil mi? Mesela kupon tek maçtan yattığında kaç kişi bir sonraki kuponu oynamamak yerine daha da hırslanıyor. Bir şeyi kıl payı kaybetmek, tamamen kaybetmekten bile daha çok üzüyor sanki bizi. Beynimiz o anı bir kayıp gibi değil de yarım kalmış bir kazanç gibi işliyor ve algılıyor. Kumar dünyası bunu çok iyi biliyor. Az daha kazanıyordun, değil mi? Tüh.
Sel gecesi arabamız sürüklenmediyse, evimizi su basmadıysa aynı yarım kazancı biz de hissediyor olabilir miyiz diye düşündüm. Oysa halk olarak tedbir tarafında yapabileceğimiz şeyler vardı, değil mi? Mesela DASK sel zararını karşılamıyor. Kaskomuzda sel teminatı her poliçede olmayabiliyor. Arabayı dere kenarına bırakmamak, yağış uyarısı geldiğinde zorunlu değilse yola çıkmamak halk olarak bizim tedbirimiz değil mi?
Peki yönetenlerin tarafında ne var? 2009'da Ayamama Deresi taştığında onlarca insan hayatını kaybetti. Dere yatağındaki yapıların yıkılacağı söylendi. 17 yıl sonra, bu hafta Ayazağa'da yine dere taştı. Biz depremde de aynısını yaşıyoruz. Kentsel dönüşüm, toplanma alanlarının yapılması, yapı denetimi, hepsi konuşuluyor, iki sene sonra gündemden düşüyor. Bu ülke 6 Şubat depremini yaşadı, 99 depremini yaşadı ve deprem bölgesinde yaşıyoruz. Ama hayatta kalan vatandaşlar olarak da, hayatta kalan yöneticiler olarak da her felaketi sanki yarım bir kazanç gibi cebimize koyup yolumuza devam ediyoruz. Ülkemizde önlem alınması için daha ne olmasını bekliyoruz acaba?
Selden etkilenen herkese çok geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyorum.