rus salatasıamerikan salatasıuss missourisoğuk savaşyemek tarihi
Rus salatasının adının Amerikan salatasına nasıl döndüğünü anlatan video. 1860'larda Moskova'da şef Lucien Olivier'nin salatasından, 1917'den sonra Beyoğlu'nda lokanta açan Beyaz Ruslardan, 1946'da Missouri savaş gemisinin İstanbul'a gelişinden ve Levent Büfesi'nin camına asılan yeni yazıdan Soğuk Savaş yıllarına uzanıyor.
Soru
Rus salatası ile Amerikan salatası arasındaki fark nedir?
Kısa cevap
Bugün yumurtalı ve bol mayonezli olanına Rus salatası, mayonezi az, bazen mısırlı olanına Amerikan salatası diyoruz. Ama 1946'ya kadar ikisi aynı salataydı. Nisan 1946'da Missouri savaş gemisi İstanbul'a geldiğinde Galatasaray Lisesi'nin karşısındaki Levent Büfesi camdaki "Rus salatası 25 kuruş" yazısını indirdi, yerine "Amerik salat 35 kuruş" yazdı. İsim oradan bütün Türkiye'ye yayıldı.
Sık Sorulan Sorular
Rus salatası ile Amerikan salatası aynı mı?
+
Kökende aynı salata. 1946'da Levent Büfesi'nin camında tek bir salata vardı, değişen yalnız adıydı. Zamanla ikisi ayrıştı. Bugün Rus salatası yumurtalı ve bol mayonezli, yılbaşı sofrasında duruyor. Amerikan salatası daha az mayonezli, bazen mısırlı, tostun arasına giriyor.
Rus salatasına neden Amerikan salatası denir?
+
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Stalin Boğazlar'da üs, Kars ve Ardahan'da toprak istedi, Türkiye de yüzünü Amerika'ya döndü. Nisan 1946'da Amerika, Washington büyükelçisi Münir Ertegün'ün naaşını Missouri savaş gemisiyle İstanbul'a getirdi. O günlerde Beyoğlu'ndaki Levent Büfesi salatanın adını "Amerik salat" yaptı, diğer büfeler de onu taklit etti.
Rus salatasının adı nereden gelir?
+
Salatayı 1860'larda Moskova'daki Hermitage restoranının şefi Lucien Olivier yaptı. 1917 devriminden sonra Bolşeviklerden kaçan on binlerce Beyaz Rus İstanbul'a geldi ve Beyoğlu'nda lokantalar açtı. İstanbullular salatayı ilk orada tattı, adı da kendiliğinden Rus salatası kondu.
Rus salatasının gerçek adı nedir?
+
Salata, onu ilk yapan şefin adıyla Olivier salatası olarak bilinir. Rusya'da bugün de bu adla anılıyor.
TranskriptAçKapat
Buna ne diyorsunuz?
Ayvalık tostu yerken bir tartışma çıktı da yok Amerikan, yok Rus. Merak ettim, ben de araştırdım.
1860'larda Moskova'da bir tane restoran var, Hermitage adında. Mutfağın başında da Lucien Olivier adında bir şef. Bugün patatesle, havuçla, bezelyeyle bildiğimiz salatayı aslında ilk o yapıyor.
Tabağı böyle özenle dizerek sunuyormuş, müşteriler de her şeyi birbirine karıştırıp yiyormuş. Şef de buna kızıp sonunda pes edip salatayı baştan sona karışık sunmaya başlamış. Hatta sosun tarifini kimseye vermemiş, mutfaktaki yardımcısının çaldığı falan söyleniyor.
Bizi ilgilendiren kısım ise şu. 1917 devriminden sonra Bolşeviklerden kaçan on binlerce Beyaz Rus İstanbul'a geliyor. Beyoğlu'nda lokantalar açıyorlar, İstanbullular da bu salatayı ilk orada tadıyor. Adı da kendiliğinden konuyor zaten: Rus salatası.
25 yıl kadar bu böyle gidiyor.
Sonra savaş bitiyor. Stalin Boğazlar'da üs, Kars ve Ardahan'da toprak istiyor. Türkiye de yüzünü Amerika'ya dönmeye başlıyor.
Bu arada da Washington'daki büyükelçimiz Münir Ertegün 1944'te vefat etmiş. Amerika naaşını sıradan bir gemiyle değil de Missouri savaş gemisiyle gönderiyor.
O günlerde Galatasaray Lisesi'nin karşısında da Niko Efendi'nin Levent Büfesi var. Camda yıllardır "Rus salatası 25 kuruş" yazarken Missouri'nin geldiği günlerde o yazı iniyor, yerine yenisi asılıyor: "Amerik salat 35 kuruş."
Bunu o yıllarda lisede okuyan gazeteci Orhan Karaveli yıllar sonra bir mektupta anlatıyor. Niko Efendi'ye bu neyin nesi diye soruyor. Aldığı cevap da: "Rus salatası artık öldü."
Sonraki yıllar için anlatılanlar bence daha da ilginç. Teoman Duralı çocukken bunu Ankara'da bizzat yaşamış mesela. Ailesiyle Piknik lokantasında oturuyorlar. Abisi garsondan dört Rus salatası istiyor. Garson da "öyle bir şey yok" diyor. Abisi fırlayıp içeriye giriyor, camlı dolaptaki salatayı gösteriyor: "İşte Rus salatası." Garsonun cevabı: "Efendim, o Amerikan salatası." Duralı'ya göre de adı bir gün önce hükümet kararıyla değiştirilmiş.
Eski bakanlardan Hüseyin Çelik de hatta 2011'de Rus radyosuna Soğuk Savaş yıllarını anlatırken şunu söylüyor: "Menüsünde Rus salatası olan lokantanın sahibi hapse girebilirdi. Lokantacılara salataya Amerikan salatası demeleri tavsiye ediliyordu."
Yani dikkatimi çekti benim de. Günlük yaşamımızdaki böyle basit mezelerin hikâyesini bile biraz incelediğimizde altından bambaşka şeyler çıkıyor.