Sosyal psikolojideki rekabetçi mağduriyet kavramı üzerinden insanların başkalarının derdini neden daha önemsiz görebildiğini anlatan video. Dertlerin yarıştırıldığı gündelik sohbetlerin bir savunma mekanizması olduğunu ve empatiyi nasıl zayıflattığını gösteriyor.
Soru
Rekabetçi mağduriyet nedir?
Kısa cevap
Rekabetçi mağduriyet (competitive victimhood), bir topluluğun başka bir topluluğa “biz daha çok acı çektik” diyerek haklılık kazanma çabasıdır. Kavramın ilk ciddi teorik çerçeveleri 2000'lerin başında İsrail ve Filistin, İrlanda ve Balkan savaşları üzerinden çizildi. Gündelik hayattaki karşılığı rekabetçi acıdır: biri derdini anlatınca karşısındaki hemen kendi derdini büyütür. Bu bir savunma mekanizmasıdır ama empatiyi öldürür.
Sık Sorulan Sorular
Mağdur psikolojisi nedir?
+
Kişinin kendi yaşadığını başkalarınınkinden daha ağır görüp bunu sürekli öne çıkarmasıdır. Rekabetçi mağduriyet bunun karşılaştırmalı halidir: kişi yaşadığının daha zor olduğunu ispat ederek fark edilmek, önemsenmek ve güçlü kalmak ister.
Competitive victimhood ne demek?
+
Türkçesi rekabetçi mağduriyettir. Bir topluluğun diğerine karşı daha çok acı çektiğini öne sürerek meşruiyet kazanma iddiasını anlatır. Daha gündelik kullanımı competitive suffering, yani rekabetçi acıdır.
İnsanlar neden dertlerini yarıştırır?
+
Kendi yaşadıklarının daha zor olduğunu göstererek fark edilmek ve önemsenmek isterler. Bu bir savunma mekanizmasıdır. Ama sohbeti dertlerin kıyaslanmasına çevirir ve şunu unutturur: hiçbir acı başkasının acısını ölçmek için yoktur, herkesin sınavı kendine göre ağırdır.
TranskriptAçKapat
Bu dünyada herkes en çok kendisinin acı çektiğini düşünür. Ama bilmezler ki dünyada en çok acı çeken benim.
Bazı insanlar vardır, sen bir dert anlatırsın, onlar hemen kendi derdini büyütür.
Çocuğum hiç uyutmuyor dersin, “Sen dur, bir yürümeye başlasın o zaman gör, bizimki daha beter” der.
Çok borcum var, kredi kartını zor ödüyorum dersin, “Seninki de borç mu?” der.
İş yerinde mutsuzum dersin, “Sen haline şükret, şu iş bile bulamadı” der.
Yapılan sohbet, sohbet olmaktan çıkar ve dertlerin mukayesesine dönüşür.
Farkında olmadan belki de bunları yapan siz de olabilirsiniz.
Ama bu kıyaslar aslında şunu unutturur: hiçbir acı bir başkasının acısını ölçmek için var olmaz. Herkesin sınavı kendine göre ağırdır.
Literatürde buna karşılık geldiğine inandığım bir kavram var: competitive victimhood, yani rekabetçi mağduriyet.
Bu aslında kitlesel olarak bir topluluğun diğer bir topluluğa “biz daha çok acı çektik” diyerek meşruiyet kazanma iddiası üzerine temelleniyor.
Daha gündelik kullanımı da competitive suffering, yani rekabetçi acı olarak karşımıza çıkıyor.
İnsanlar kendi yaşadıklarının daha zor olduğunu ispat ederek fark edilmek, önemsenmek ve güçlü kalmak istiyor.
Bu aslında bir anlamda da bir savunma mekanizması. Ama gündelik yaşamımızda empatiyi öldürüyor.
Bizim oralarda dedeme atfedilen bir iğneleme vardır.
Sırtında çıkan çıban için sürekli yakınmaya başlayınca “Sen de sürekli ah vah ediyorsun, falanca açık kalp ameliyatı oldu, sesini çıkarmıyor” dediklerinde o meşhur sözü söylemiş:
“Yahu benimki onunki gibi mi?”